26 Ocak 2014 Pazar

Madonna Di Campiglio

Madonna Di Campiglio


1993 senesinde Uludağ’dayım. Kayakları ayağıma ilk taktığım zaman. Kaymayı öğrendiğim ilk anlar. Kulağımda hep ‘kaymak uçmaya en yakın his’ küpesi sallanmakta. Özgürlüğüme özgürlük katma arayışında bir pırlantaya rastlamış olmanın paha biçilemez heyecanı. O kıyafetleri giyerken ve kayakların yerine oturmasında o ilk mekanizma sesini duyan ben, sanırsınız ki F-16’nın kokpitine yerleşiyorum. Daha kaymaya başlamadan zaten aklım bir karış havalanmış. Kıyafetler, tamam! Ayakkabılar, tamam! Mekanizma sesi, tamam! ve şimdi sıra en havalı harekette, gözlüğün yavaş yavaş gözlerin önüne indirilmesi ve batonları tutmak, tamam! kalkış için hazırım.  İşte! Bütün bu hazırlıkları unutturan, bembeyaz bir sonsuzluğun içinde kalkış sonrası kendiniz ile baş başa olduğunuz, kafanızı sağa veya sola doğru çok hafif çevirdiğinizde kayağın kar içinde gidiş sesine eşlik eden rüzgârın sizi havalandırma hissi. Uçuyoruz!

O gün bugündür ben, uçmanın bu formunu bırakamadım. O gün bugündür Türkiye’nin kayak merkezlerinde tanımlanamayan bir cisim sürekli uçmaya devam ediyor.

Ama bu sefer, hayat ritminin farklı boyutta yaşandığı, Dean Martin’in şarkılarında aşk, şarap ve makarna olarak yer almış, her mevsiminin tadı ve dokusu içimize işleyecek kadar enerji dolu İtalya’da kayacağız. Hayat anlayışının tamamen farklı algılandığı bu kocaman çizmenin biz, kuzeydoğusuna yakın, Trentino'ya bağlı Pinzolo kasabasının yukarılarında, Madonna Di Campiglio’ya, İtalyan Alpleri’ne kaçacağız. İtalya’nın en önde gelen ve seçkin kayak merkezi olmasının yanında, Alpler’deki en önemli kayak alanlarından biri olarak da kabul edilen bu bölge, Dolomiti di Brenta'nın (Alplerdeki Brenta Sıradağları) incisi olarak da anılır. 

Madonna Di Campiglio, dağlık bölgesinin verdiği avantaj ile 1550 metreden 2600 metrelere kadar kilometrelerce kayabileceğiniz farklı zorluklarda pistler ile kayakçıların iştahını kabartır. Benim kayak yaparken en sevmediğim, kısa pistler ve kayaklarımı çıkartmaktır. Burada değil kayaklarımızı çıkartmak, 150 kilometreye yakın kayak pistleri, 57 adet lift, Pinzolo, Folgarida ve Marilleva pistlerine de bağlantıları ile neredeyse kayaklarımızı kardan kesmek mümkün değil. Gözlerinizin fal taşı gibi açılmış, aman Tanrım dediğinizi duyar gibiyim. İnsan hangi piste saldıracağını şaşırıyor, pist geçişlerinde sanki pistler “bana gel” der gibi bir fısıltı duyuyorsunuz. Kaydıraktan kayan çocuk hani yorulmadan koşarak tekrar tekrar yukarı çıkıp kıkır kıkır gülerek kayar ya! İşte içinizdeki o çocuk, bir anda uyanıp, kayarak indiğiniz noktadan en tepeye tekrar çıkıp yeniden kaymak için sabırsızlıktan ne yapacağınızı şaşırıyor, kıkır kıkır gülmeye başlıyor.


Diyelim ki sürekli kaymaktan sıkıldınız (hiç sanmam). Bu kadar kaymak bir çocuğu acıktırır da susatır da. O zaman benim yaptığımı yapın! 2400 metredeki Groste geçişinin hemen altındaki kafede açın şezlongunuzu, alın elinize sıcak şarabınızı, kayak elbiselerinizi çözün, güneşe karşı uzanın ve Alpler’in manzarasının keyfini çıkarın. Neredeyse her lifte yakın bu şekilde keyif yapabileceğiniz kafelere kayarak da gidebilirsiniz. Birinden sıkıldınız mı, geçin diğerine. Her birinin keyfi, manzarası, yiyecekleri, özellikle atmosferi diğerinden farklı. Tam anlamıyla, her şey dahil açık büfe bir kayak keyfine hoş geldiniz !


Böylesine devasa bir kayak merkezi olup da sadece kayak yapabileceğinizi düşünmeyin sakın. Burası sadece kayak ve snowboard yapanlar için bir cennet değil. Kışın yapılabilecekler listesinde dağ kayakçılığı, hedikli kar yürüyüşü, buz tırmanışı, yamaç paraşütü; yazın yapılabilecekler listesinde de Alpler’de trekking, dağ bisikleti, Nordic yürüyüşleri, golf, yamaç paraşütü, dağ balıkçılığı ve mantar avcılığı bulunmaktadır. Bana yetmediği gibi size de buralara yalnızca bir kez gelmek yetmeyecek. Kendinizi bu kadar parçası hissettiğiniz bir yerde, bir parçanızı bırakarak döneceksiniz. Geri döneceksiniz!











Yazı ve Fotoğrafların Her Hakkı  Özgür Salcan ve K.H.B.A.G. na aittir.